Barışın Sesi Pera Müzesi’nde Yankılandı

Sanat, her çocuk için erişilebilir olmalıdır

Pera Müzesi, Barış İçin Müzik Vakfı iş birliğiyle Ocak – Mayıs 2017 döneminde Müzede Barış için Müzik! adlı yeni konser serisinin ilk halkasını düzenledi. Barış İçin Müzik Vakfı’nın evrensel müzik eğitimi verdiği çocuk ve gençlerin farklı temalardan oluşan bu konser serisi, sanatın her çocuk için erişilebilir olması fikrinden yola çıkıyor. Program, Vakfın bugüne dek eğittiği 6.000 çocuk arasından yaylı müziğe odaklanan geleceğin müzisyenlerine ağırlık veriyor. Genç sanatçıların barışın sesini müzikle duyurduğu bu konser serisi, her ayın son çarşambasında gerçekleşecek.

Mümkün olduğu kadar fazla çocuğa karşılıksız müzik eğitimi imkanı sağlamak

Barış için Müzik, 2005 yılında Mimar Mehmet Selim Baki ve eşi Yeliz Baki tarafından kuruldu. Mehmet Selim Baki’nin gençlik hayali olan projenin temel amacı mümkün olduğu kadar fazla çocuğa karşılıksız müzik eğitimi imkanı sağlamak ve barışın sesini müzikle duyurabilmek. Vakıf, bugüne kadar Edirnekapı’ da imkanları sınırlı binlerce çocuğa ortak sosyal ve kültürel yaşam alanları oluşturarak sanata katılım hakkı önündeki engelleri kaldırmayı hedefledi. Kurulduğu semtin sosyal yapısıyla bütünleşerek çocukların ve ailelerin aktif katılımlarıyla bir dayanışma ve paylaşım merkezi haline geldi.

Müzede Barış için Müzik

Konser serisi 22 Şubat Çarşamba akşamı açılışını yaptı. Birbirinden yetenekli dört genç sanatçının performansları dinleyicileri adeta mest etti. Konsere, yaşlarına istinaden beklentilerinizi düşük tutarak gitmek çok büyük bir hata.

 

Vakfın koordinatörü, aynı zamanda da ilk öğrencilerinden olan Eren Topal’la Barış için Müzik’e dair sohbet ettik.

Yaptığınız işle ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Çok eğlenceli ama bir o kadar da riskli bir iş aslında. Bizim işimiz çocuklara bir şeyler öğretmek. Söz konusu çocuklar olunca ekstra dikkatli olmak gerekiyor, ağzınızdan çıkan her kelime, her türlü hareketiniz onların geleceğine etki edebilir. Yapılan küçük hatalar bir çocuğun hayatını değiştirebilir, bunun bilincinde olmak çok büyük bir sorumluluk yüklüyor insana. Sorumluluk çok büyük kabul ediyorum, ama inanılmaz derecede keyifli bir iş bu. Ben Edirnekapı’da doğdum, orada büyüdüm. Vakfın ilk öğrencilerinden biriyim. Vakfa katıldıktan, müzikle tanıştıktan sonraki halim ile öncesi arasındaki farkı görebiliyorum, ne kadar değiştiğimi, müziğin hayatımda ne kadar çok şeyi değiştirdiğini gördükçe o kadar fazla çocuk kazanalım, o kadar fazla olumlu değişim olsun istiyorum. Bizim temel amacımız toplumsal dönüşüm aslında. Erken yaşlarda, doğru aktivitelerle, paylaşımın bol olduğu huzurlu sosyal ortamlarla bunun sağlanabileceğini biliyorum, çünkü Edirnekapı’daki değişimin birebir şahidi oldum. Bu pozitif değişimi gördükten sonra  “ neden başka yerlerde de olmasın ? “ diyor insan kendine.

Bir hayaliniz var mı peki?

Türkiye’nin seksen bir ilinde  aktif olabilmek. Her ilde bir Barış için Müzik Vakfı kurabilmek ve tüm çocuklarla ulusal bir orkestra kurarak Türkiye’yi uluslararası alanda temsil edebilmek.

Toplumsal dönüşüm üzerinde müziğin sizce nasıl bir etkisi var ?

Müzikle haşır neşir olmak, bir enstrüman çalmak  bambaşka bir bakış açısı kazandırıyor insana. Hayata, diğer insanlara çok daha farklı, pozitif gözlerle bakabiliyorsunuz.Şöyle bir yanılgı var bu konuda, insanlara anlatıp öğretirsen değişirler şeklinde. Burada çocuklar müziği alıyorlar hayatlarına, orkestrada beraber çalıp aynı anda duraklamak, aynı anda tek notaya basabilmek  inanılmaz bir takım çalışması deneyimi kazandırıyor onlara. Takım olmayı, beraber hareket etmeyi, beraber güzel şeyler üretebilmeyi öğreniyorlar. Toplumsal dönüşümün bu yolla sağlanabileceğini düşünüyorum, tepeden inme yöntemlerle değil, yaşayarak, deneyimleyerek.

Beş nota bilen iki nota bilene öğretir

Çocuklara eğitimi kimler veriyor?

Üç tane Venezuelalı eğitmenimiz var. İlk bakışta az gelebilir ama bizim sistemimizde problem olmuyor. Bizde kural şudur : “ Beş nota bilen iki nota bilene öğretsin. “ Dolayısıyla eskiler yenilere öğretiyor, çok bilen az bilene. Haliyle eğitmen sayısının kısıtlılığı sorun yaratmıyor.

Vakfın devamlılığı nasıl sağlıyor?

Kurumsal destekçilerimiz yok maalesef. Tamamen bireysel bağışlarla ayakta kalmaya çalışıyoruz. Bunlarda internet üzerinden ya da telefonla oluyor. İnsanların “ bu kadarcık bağış olur mu ki? “ dediği o küçük bağışlar bizler için çok önemli. Ben bunun kamusal bir proje olduğunu düşünüyorum, bu orkestra hepimizin orkestrası, bu çocuklar hepimizin geleceği. İnsanların da bu bilince vararak bize destek olacaklarını umuyorum.

Çok klasik bir soru olacak ama, her şey nasıl başladı ?

Çok tesadüfi oldu. Babaannem Edirnekapı’da oturuyordu, bende onun evine giderken Vakfın binasını fark ettim. Öylesine girdim, amacım sadece bilgi almaktı. Girer girmez ısındım ortama, hemen kayıt oldum. Beş senedir buradayım, viyola çalıyorum. O gün kapıdan içeri öylesine girdiğim için çok mutluyum. Yemeğimizi de beraber yapıyoruz müziğimizi de. Sevdiğim insanlarla müzik yapmak, bir şeyler üretmek harika hissettiriyor.

Gelecek planların arasında müziğin yeri var mı ?

Ben aslında tiyatroyla devam etmek istiyorum, ama viyolamdan asla ayrılmam. İleride meslek seçimim ne olursa olsun müzik hep hayatımda olacak. Sahnedeyken, çalarken mutlu hissediyorum. İnsan kendisini mutlu hissettiren bir şeyi nasıl bırakır ki?

Öğretmenlerinle ilgili neler söyleyebilirsin ?

Onları öğretmen olarak değil, ağabey- abla olarak görüyorum, öyle de hitap ediyorum zaten. Eren ağabey, Carla, harika insanlar. Çok şey borçluyum onlara. Sadece müzik değil, her alanda her konuda yardımcı oluyorlar bizlere. Barış için Müzik bir aile ve bende bu aileye dahil olabildiğim için çok mutluyum.

Haber ve Fotoğraf : Diler DİZAR

Bir Cevap Yazın